Cinsel ilişki yaşayamama durumu olarak adlandırılan Vajinismus, cinsel tedavi merkezlerine başvuran kadınlarda en sık rastlanan sorunlardan biridir ve başvuranların büyük çoğunluğunu genç çiftler oluşturmaktadır. Cinsel tedavi merkezlerine ilk başvuru 3-6 yıl sonra olabilmektedir.

 

Türkiye gibi doğu ülkelerinde batı ülkelerinde bildirilen oranlardan çok daha fazla görülmektedir. Ülkemizde yaklaşık her 10 kadından 1’inde Vajinismus görülmektedir. Vajinismus oluşumu birçok etkenle ilişkilendirilmektedir. Cinsel eğitimin yetersiz olması ve bilgi eksikliğinin, cinsellikle ilgili tutucu değer yargılarının, dinsel tutuculuğun, kadınların kendi cinsel organlarını tanımamalarının, baskıcı baba figürünün, anne tarafından olumsuz şartlandırılmanın, eşcinsel yönelimlerin, gebelik korkusunun, çocukluk ve genç kızlık dönemlerinde yaşanan psişik travmaların, bekaret kavramına verilen abartılı önemin, toplumumuzda kadınlarda cinsel deneyimin aşamalı gelişmeyip doğrudan cinsel birleşme ile başlamasının, cinsel tacize ya da ensest ilişkiye maruz kalmanın, travmatik jinekolojik muayenelerin rolü olduğu söylenebilir. Bu hastalıkta hem fiziksel hem de psikolojik faktörler rol oynayabilmektedir.

 

Vajinismuslu kadınlar yaş, eğitim düzeyi, evlilik süresi ve tipi, sosyoekonomik durum, yerleşim yeri, çalışma durumu açısından belirli bir farklılık göstermezler. Genel olarak tutucu çevrelerde ya da alt kültürlerde yetişen kişilerde, muhafazakar ailelerde büyüyenlerde daha sık görüldüğü söylenebilir ancak bunların hiçbiri bir kural değildir. Liberal ailelerde ya da çevrelerde yetişenlerde de bu sorun ortaya çıkabilmektedir. Kişinin eğitim düzeyinden, mesleki formasyonundan, entellektüel düzeyinden, arkadaş çevresinden vb. bağımsız bir cinsel işlev bozukluğudur.

 

Vajinismus sorunu yaşayan çiftler bu durumu uzun süre hatta yaşam boyu saklamakta ve sorunu kulaktan dolma bilgilerle kendileri çözmeye çalışmaktadır. Vajinusmus, evliliklerde çocuk sahibi olma, ailelerin sorunu çözme, eşin ayrılma tehditi ya da girişimleri gibi motivasyonla doktora gelinceye kadar yıllarca sürebilir.

 

Vajinismus, cinsel birleşme denendiğinde, vajinanın dış kısmının üçte birini çevreleyen kaslarda yineleyici ya da sürekli bir biçimde oluşan istemsiz, yani kadının bilinçli kontrolü dışında gerçekleşen bir kasılma ve şiddetli acı nedeniyle cinsel birleşmenin imkansız olması ya da ağrılı olarak gerçekleşmesidir. Bu tabloya fobik kaçınma, huzursuzluk ve ağrı duyma korkusuna bağlı olarak hipotansiyon, baş dönmesi, mide bulantısı, soğuk terleme, göz kararması gibi bulgular da eşlik eder. Vajinismuslu kadınlar yaşadıkları duyguyu tarif ederken genital bölgelerinin girişinde sanki bir duvar varmış gibi hissettiklerini, bu duvarın ilişkiye engel olduğunu söylerler. Gerçekte olmayan bu duvarı istemsiz olarak kendileri oluşturmaktadır.

 

Vajinismus, genellikle cinsel birleşme denemelerinin başlamasıyla birlikte, çok daha seyrek olarak ise jinekolojik muayene, kürtaj, zorlu ya da komplikasyonlu geçen doğumlardan veya benzeri deneyimlerden sonra gelişmektedir. Vajinismus bazı kadınlarda daima görülürken bazılarında nadiren görülür. Bazen bunun düşüncesinde bile vajinismusu olan kadınlar kasılmalar yaşayabilir.

 

Vajinismusu olan bayanların cinselliklerinin diğer alanlarında genellikle çok önemli bir sorun olmadığı örneğin cinsel aktivitelerden kaçınmadıkları görülmektedir. Cinsel birleşme dışında, eşleriyle cinsel bir yaşam sürdürebildikleri gözlenmektedir. Vajinismusu olan kadınlar genital ilişkinin dışında her şeyi yaşayabiliyorlar. Ayrıca evlilik ilişkilerinin iyi olduğu, eşlerinin çoğunlukla anlayışlı ve pasif kişilik özelliklerinin olduğu gözlemlenmektedir. Bu açıdan baktığımızda evliliğin ilk gecesinde, ilk cinsel birleşme denemesinde ortaya çıkan bu sorun çiftler için genellikle sürpriz niteliğindedir.

 

Son yıllarda cinselliğin daha konuşulur bir konu haline gelmesine ve medyada bu konunun ele alınıyor olmasına rağmen, toplumda çokta iyi bilinmeyen bir cinsel sorundur.

 

Vajinismuslu kadınların evlilikleri diğer cinsel işlev bozukluğu vakaları ile karşılaştırıldığında daha sorunsuz görülmektedir. Bu kadınların büyük bir kısmı eşlerini sever ve eşleri tarafından da sevilirler. Eşleri ile etkili iletişim kurarlar. Ancak süre uzadıkça iletişim bozulur, birliktelikten alınan doyum azalır ve beraberlik anlamını yitirmeye başlar. Bu sorun kadının hem kendi kadınlığında eksiklik olduğunu düşünmesine hem de eşine karşı suçluluk, yetersizlik, değersizlik hissetmesine neden olmaktadır. Erkek de eşine karşı öfke duyabilir, ya da istenmeme, reddedilme, yanlış yaptığı düşüncesi, yanlış kişiyle evlendiği şüphesi, incitmekten korkma, bıkkınlık yaşadığı için, ereksiyon güçlüğü, erken boşalma yaşayabilir. Yapılan çalışmalar ve klinik gözlem raporları vajinismuslu kadınların eşlerinde de cinsel sorunların yaygın olduğu ve bu sorunların vajinismus belirtilerini ortaya çıkarabileceği veya artırabileceği, vajinismuslu kadınların eşlerinin sertleşme bozukluğu ve erken boşalma gibi sorunlarının vajinismusun tedavi edilmesinden sonra ortadan kalktığını göstermiştir.

 

Kadının cinsellikte yaşadığı sorun nedeniyle iş ve toplumsal yaşamı etkilenebilir, aile içi sosyal sorunlarda yaşanabilir. Bazen eşlerin bekaret konusunda şüphe duymalarına neden olabilir. Sıklıkla adli vakalara, boşanmaya, tecavüz girişimine ya da fiziksel şiddet davranışlarına neden olur. Vajinismus ve onun neden olduğu sorunlar hem vajinismuslu kadınların, hem de eşlerinin yaşam kalitesini etkileyebilir.

 

Vajinismusu olan bayanlar genellikle jinekolojik muayeneden çeşitli bahaneler öne sürerek kaçınırlar. Jinekolojik muayene sırasında ya şiddetli reaksiyon gösterdikleri için muayeneleri yapılamaz, ya da muayene sırasında büyük sıkıntı yaşarlar. Jinekolojik muayene sonrasında genellikle organik bir sorunla karşılaşılmaz.

 

Vajinusmus primer ve sekonder olmak üzere iki şekilde görülmektedir. Öncesinde hiç cinsel Ilişki kurulmamışsa primer, vajinusmusun geliştiği zamana kadar kadın normal penetrasyona izin veriyorsa sekonder tanısı konabilir. Vajinismus vakalarının çoğu primerdir.

 

Vajinismusla karşılaşan çiftler, bunun sadece kendi başlarına gelen bir sorun olmadığını, kendileri gibi on binlerce kişi olduğunu ve düzelebilen bir bozukluk olduğunu bilmelidirler.

 

Vajinismus Tedavisi‘ne başlamadan önce, rahatsızlığın Vajinismustan mı kaynaklandığı yoksa altında yatan başka bir fizyolojik sebep olup olmadığı araştırılır. Bunun için jinekolojik muayene yapılır. Bu muayene sonrasında sorun anatomik bir bozukluktan kaynaklanıyorsa önce bu tedavi edilmelidir. Yapılan tedaviye rağmen cinsel olarak birleşememe şikayeti devam ediyorsa veya altta yatan her hangi bir anatomik problem yoksa rahatsızlığın tedavisi için psikoterapi gereklidir. Vajinismusun herhangi bir ilaç ya da operasyonla tedavisi mümkün değildir ve kendiliğinden düzelmez.

 

Vajinismusun neden olduğu cinsel sorunları hedefleyen tek tedavi cinsel terapidir. Bu tedavi utanç, yetersizlik, çaresizlik duyguları hisseden çiftlere ruhsal destek sağlar, onların kaygı düzeyini azaltır ve yanlış inanışlarının düzeltilmesini sağlar. Tedavide amaç yalnızca fiziksel bütünlüğün değil aynı zamanda ruhsal bütünlük ve doyumun sağlanmasıdır.

 

Cinsel Terapi, vajinismuslu kadınların vajinismus dışındaki cinsel sorunları veya onların eşlerinin cinsel sorunları için de faydalı bir yöntemdir.

 

Cinsel terapi ile bu sorun, ortalama 2-4 ay sürede ve 6-10 seansta % 90 başarı oranı ile tedavi edilebilmektedir. En kolay tedavi edilebilen cinsel işlev bozukluğu Vajinismusdur.