Yas süreci sevdiğimiz birini kaybettikten sonra ortaya çıkan ve her insanın farklı şekilde bireysel yaşadığı bir süreçtir. Çoğumuz yaşam etkinliklerinin değişmesi, ölümün aile üyeleri ve arkadaşlar üzerindeki yıpratıcı etkisi, kötü bir ölümden duyulan korku, ölümden sonra yok olma korkusu, ölümden sonraki bilinmezliğin korkusu gibi sebeplerle ölümden korkar ve onu düşünmekten kaçınırız. Ancak er ya da geç ölüm yaşamımıza girer ve sevdiklerimizi kaybederiz.

Yas süreci normal ve yaşanması gereken bir süreçtir. Yas tutma şekli, kişiden kişiye değişir.. Yas sürecini kimi bireyler sessiz sedasız kendi içinde yaşarken, kimileri ise ciddi bir kriz şeklinde yaşayabilir. Bu farklılık çoğunlukla kişinin karaktersitik özelliklerine bağlı olmakla birlikte; önceki yaşam deneyimleri, kaybedilen kişi ile yas tutan kişi arasındaki duygusal bağ, kaybın şekli, kaybedilen kişinin yaşı, beklenip beklenmediği, kaybı yaşayan kişinin kayıptan önceki psikolojik durumu gibi unsurlar yas tutma sürecinin ne şekilde geçeceğini belirler. Normal olarak kabul edilen yas süreci 6 ila 24 ay arasında sürer ve daha sonra yavaş yavaş azalır. Bu süreçten çok daha fazla süren yas sürecine ‘patalojik yas’ adı verilir ve kişinin destek alması gerekebilir.Bu yüzden ölümle ve sonrasında yaşanan kederle nasıl başa çıkabileceğimizi öğrenmek önemlidir.