“Şu içinde bulunduğun tek anlık ömrünü fırsat bil ve onunla meşgul ol, ne geçmişe üzül ne gelecekten kork.”

                                                                                                                                        Mevlana

Günlük yaşamımızın bir parçası olan stres, yaşamın her kesiminden ve her yaştan insanların telaffuz ettiği bir kavramdır. Stres, psikolojik açıdan, kişiye özgü ve bireysel bütünlüğü zorlayıcı bir durum olarak değerlendirilmektedir. Stresi ortaya çıkaran durumlar ve bu durumlara verilen tepkiler göz önüne alınarak çeşitli stres tanımlamaları yapılmıştır. Vücudun çeşitli içsel ve dışsal uyaranlara karşı verdiği otomatik tepki olan stresi, günlük yaşamda karşılaşılan olayların, insan ilişkilerindeki baskının sonucu hissedilen sıkıntı ya da zorlanma durumu olarak tanımlayabiliriz. Stres, insanın baş edebilme gücünü aşan ya da zorlayan durumlarla karşılaştığında kendini koruyabilmek için verdiği otomatik tepkidir. Asıl kaynağı yaşamdaki olumsuzluklar ve sorunlardır. Stresi genellikle sorunun ortaya çıkışını engelleyemediğinizde ya da soruna çözüm bulamadığınızda yaşarsınız. Sınırlarınızı zorlayan ve yapamayacağınızı düşündüğünüz her şey stres yaratır. Çevreden ulaşan uyaranlar kadar bireyin mevcut uyarana yüklediği anlam ve yorumu da stresin düzeyini belirleyici değişkenlerdir. Stres sürekli olumsuz düşünmek, yersiz kaygılar duymak gibi nedenlerle kendinizin ürettiği bir sonuçta olabilir. Strese karşı dayanıklılığınızı etkileyen çeşitli faktörler vardır. Örneğin; olumlu ve umutlu kişiler strese karşı daha dayanıklıdır. Zorluklarla baş etme yeteneğinize güveniyorsanız strese karşı daha dayanıklı olursunuz ama her şeyin kontrolünüz dışında olduğunu düşünüyorsanız stresten kaçamazsınız.

Stres durumunda psikolojik ve fizyolojik denge bozulur. Kişi, fiziksel, psikolojik ya da psikososyal stres uyaranlarına maruz kaldığında; içinde bulunduğu ortama, hazır oluşuna, uyaranı algılama şekline, daha önceki yaşantı ve deneyimlerine göre fizyolojik, psikolojik ve davranışsal olarak “savaş ya da kaç” tepkileri verir. Bir yandan baş ağrısı, uykusuzluk, yorgunluk, enerji kaygı, hazımsızlık, aşırı terleme, iştahta değişiklik gibi fizyolojik tepkiler oluşurken, birey bir yandan kaygı, aşırı tedirginlik, gerginlik, anksiyete, korku, dirençsizlik, duyarsızlık, saldırganlık, depresyon ve bilişsel bozukluklar gibi psikolojik tepkiler de sergileyebilir. Davranış düzeyinde ise; el-kol koordinasyonunda bozukluklar, kekeleme, değişken ve tahmin edilemeyen davranışlar, performansta düşme, başladığı işi bitirmede sorunlar, konsantrasyon bozuklukları, sigara ve alkol alımında artış gibi tepkiler görülebilir.

Günümüzde çoğu insan farkına varmasa bile yoğun bir stres yüküne sahiptir. İyi ya da kötü ne olursa olsun yaşamımızdaki zihinsel değişiklikler, stresli durumlardır. Günlük rutin yaşantımızda değişikliğe neden herhangi bir şey, stres vericidir. Modern toplumun hastalığı olarak ifade edilen stres, aslında günlük yaşamın bir parçasıdır. Bize çevredeki uyaranlar karşısında daha iyi davranma ve seçim yapma fırsatını verir. Kişinin çevresinden gelen etkilere tepki vermeye yetecek enerjiden yoksun olması anlamına gelen ”sıfır stres” ölümdür ve hayatla bağdaşmaz. Tam tersi olarak kişinin aşırı enerji sarf etmesine ve tükenmesine yol açan “aşırı stres” de ölümcül olabilir. Motive eden, harekete geçiren ama bunları yaparken korku, endişe, huzursuzluk gibi enerji azaltıcı, yorucu duygulara sebep olmayan stres “iyi stres” tir. Yoğun ruhsal uyarımlar nedeniyle yoran “kötü stres” yaşlanmaya sebep olur ve ömrü kısaltır. Kötü stres bağışıklık cevaplarını da olumsuz etkiler. Yaratıcılığa, üretime, merhamet hissine, işbirliğine, yardıma, umuda, sevgiye, uzlaşmaya yönelten stresler ise yaşamı uzatıcı, bağışıklık cevabını güçlendiricidir.

Stres uyaranı karşısında bireyin vereceği stres tepkilerini belirleyen pek çok etmen söz konusudur. Bireyin stres tepkilerini belirleyen en önemli etmen bireyin kişilik yapısıdır. Bireyin kişilik yapısının yanı sıra, sahip olduğu düşünce yapısı, bireyin yaşadığı sosyo-kültürel çevre, olumsuz koşullar, sosyal paylaşım ve ekonomik durum da stres tepkilerini etkiler. Stres uyaranları ve stres tepkilerindeki farklılıklar, stresle başa çıkmada da kendini göstermektedir. Bireyin etkin ve sağlıklı şekilde stresle başa çıkmasında; bireyin kişilik yapısı, düşünce tarzı, psikososyal özellikleri ve mevcut sosyal destek donanımları belirleyici rol oynamaktadır. Hatayı hep kendinde arama, suçluluk ve düşmanlık duygularının baskın olması, çevre ile etkileşimlerinde pasif ve ben  merkezci olma gibi kişilik özelikleri; olumsuz şekilde düşünme, kaygı düzeyinin arttıracak, karamsarlığa, denetimin, üretkenliğin ve moral düzeyinin azalmasına neden olacak gerçekçi olmayan (irrasyonel) düşünceler; sürekli erteleme, kaçınma, yanlış karar alma stresle etkili şekilde başa çıkmayı engellemektedir. Stresle başa çıkmada, bireyin düşünce yapısı, gerçek dışı ve olumsuz otomatik düşüncelerin değiştirilmesi temeldir.

Stresle başa çıkma, insanın ruh sağlığını koruyucu ve önleyici beceriler kümesidir. Bu becerilerin kazanımı insan insana iletişimin niteliğini geliştiricidir. Stresle baş etmek için kullanabileceğiniz pek çok yol vardır. Gevşeme teknikleri, nefes alma egzersizleri, imaginasyon, problem çözme becerilerini geliştirme, algılama stratejileri geliştirme, iletişim becerilerini arttırma, zamanı etkin kullanma, davranışsal olarak kendini kontrol etme, düzenli beslenme, egzersiz, spor yapma bunların başında gelir. Stres ile etkili şekilde baş etmek için öncelikle aşağıdakileri yapmanız gerekir:

  1. Sağlıklı yaşam alışkanlıkları geliştirin. (Beslenme, uyku düzeni, egzersiz vb.)
  2. İşlerinizi ertelemeyin. Önce önemli ve büyük işlerinizi sonra küçük işlerinizi yapın.
  3. Zihninizi kontrol edemediğiniz zaman olaydan biraz uzaklaşın, dinlenin ve sonra geri dönün.
  4. “Hayır” demeyi öğrenin.
  5. Endişeli ve kuruntulu olmayan insanlarla arkadaş olun. Hiçbir şey karamsar bir insanın duygularının bulaşıcı olması kadar etkili değildir. Kısa bir süre içinde siz de onun gibi olabilirsiniz.
  6. Yakınlarınıza duygularınızı ve düşüncelerinizi anlatın, onlarla sorunlarınızı paylaşın.
  7. Aşırı kontrolcü olmadan olayları akışına bırakın.
  8. Değiştirebileceğiniz şeyler için mücadele edin, değiştiremeyeceklerinizi kabul edin.
  9. Daha esnek olun. Bazı işler mükemmel olmasa da olur.
  10. Kendinize her gün yalnız kalabileceğiniz, sessizlik içinde dinlenebileceğiniz ve sakince düşünebileceğiniz bir zaman yaratın.
  11. Kendinizi ihmal etmeyin. Hobilerinize vakit ayırın.
  12. Stresle ilgili günlük kayıtlar tutun. Olay, başlatıcı, o sırada akıldan geçen düşünceler, duygu, davranış kaydı farkındalığı arttıracaktır.
  13. Ruhunuzu dinlendirmek için müzik dinleyin, yoga ya da meditasyon yapın.
  14. Stres yaratacak olaylara karşı kendinizi hazırlayın. Örneğin topluluk içinde konuşmadan önce, yapacağınız her davranışı ve karşılaşabileceğiniz her tepkiyi kafanızın içinde yaşamaya çalışın.
  15. Başkalarına yardım edin ve onların da size yardım etmesine izin verin.
  16. İnsanlara ve olaylara karşı affedici olun. İçinde yaşadığımız dünyanın mükemmel olmadığı gerçeğini kabul edin.

Stresin yaşamınız üzerinde bedensel ve ruhsal olarak olumsuz etkilerine dair farkındalık ve iç görü geliştirmek ve stresle etkin şekilde başa çıkma becerileri geliştirmek,  ruh sağlığınızı ve sosyal ilişkilerinizi koruma adına yardımcı olacak, aynı zamanda mesleki gelişiminizi, hayatınızı da doğrudan etkileyecektir. Stresinizi yönetmekte zorlanıyor, stresin ruhsal ve bedensel etkilerini yoğun yaşıyorsanız psikolojik destek alarak stresle daha iyi ve etkin bir şekilde baş edebilirsiniz.

 Stressiz, stresin neden olduğu tüm olumsuzluklardan uzak, keyifli bir yaşam dilerim…