İnternet, bir iletişim aracı olmanın yanında toplumsal bir alandır ve bu alan, yeni toplumsal ilişki biçimlerinin yaratılmasında aracıdır. Diğer iletişim biçimlerinin yerini alamasa da insanların iletişimde bulunabilme mekanlarına bir yenisini eklediğini söyleyebiliriz. İnternet teknolojisi ve kapılarının açtığı sanal dünya, fiziksel dünyanın bedensel, mekansal ve zamansal sınırlarından bağımsız bir alan kurgusu üzerine inşa edilerek, birey-birey ve birey-grup iletişimine izin vermektedir. Etkileşim özelliği sayesinde de yüz yüze iletişimde olduğu gibi grupların aynı anda iletişim kurmasını kolaylaştırmaktadır. İnternetin bu özelliği onu, daha çok yeni toplumsal ilişkiler alanı olarak öne çıkarmaktadır. Sanal mekan, sanal alem, sanal gerçeklik, sanal kimlikler, sanal ilişkiler, sanal partiler gibi yeni kavramlar hayatımıza girmektedir.

İnternet, bir taraftan insan yaşamının vazgeçilmezleri arasındaki yerini sağlamlaştırırken, diğer taraftan özellikle gençlerin ve çocukların farklı davranış kalıpları geliştirmelerine neden olmaktadır. Bireylerin topluma tam anlamıyla katılmak için şekillenmelerinin yani sosyalleşmenin en önemli safhalarından biri gençlik dönemidir. Herhangi bir toplumda dünyaya gözlerini açan bireyler, aile ve eğitim kurumları aracılığıyla kazandıkları eğitim ve değerlerle kişilik kazanıp toplumsal birer varlık haline gelmekte ve sahip oldukları kişilikle toplumun devamına hizmet etmektedirler. Bununla birlikte, istenen ya da istenmeyen yönde toplumun değişmesine de etki edebilmektedirler. Ortaya çıkan ve toplumsal değişmelere yol açan yeniliklerin çoğunun taşıyıcısı ve yaygınlaşmasında etkin rol oynayan genç nesiller olmaktadır. Dolayısıyla genç nesiller, toplumların gelecekte alacağı görünümlerin belirlenmesinde de çok önemli bir rol oynarlar. Pek çok maddi kültür ürününde olduğu gibi internet teknolojisinin de taşınmasında ve yaygınlık kazanmasında genç nesiller oldukça önemli bir rol üstlenmektedirler.

Gençler sanal ortamdan bireysel özellikleri, becerileri ve kültürel sermayeleri temelinde yararlanmaktadırlar. Gençlerin internet ortamını en fazla bilgi edinme ve bilgi paylaşımında bulunma, dersleri ile ilgili projeler gerçekleştirme, akademik araştırmalar yapma, veri indirme, çevrimiçi öğrenme, politik bilgi edinme, seyahat (turistik) bilgisi edinme gibi faaliyetler için kullanmayı tercih ettikleri görülmektedir. Özellikle örgün ve yaygın eğitim kurumlarında bu kuşağa empoze edilen yaşam boyu eğitim mottosu gençler üzerinde etkili olmaktadır.

Sanal alan, gençlere yeni aidiyet biçimlerini oluşturabileceği kendi topluluğunu kurmaya davet etmektedir. Gerçek yaşamdan izole olduğunu düşünen gençlik özgürce, hiyerarşilerin, önyargıların ortadan kalkıp, ötekilerin yaratılmadığı ortamda kendi grupları ile tartışmakta, yazışmakta, paylaşmakta ve sohbet edebilmektedir. Zaman zaman cinsiyetin bile gizlenebildiği ve süper egonun baskısının hissedilmediği bu sanal ortamda gençler yalnızlık ve güvensizlik hissini görece hafifletebilmektedir. Gençlerin sanal alanları depresyon, yalnızlık gibi kötü ruhsal koşullardan bir kaçış olarak kullandıkları görülmektedir. Depresyonla ilişkili olarak, düşük özgüven, zayıf motivasyon, reddedilme korkusu ve onaylanma ihtiyacı sanal alanı kullanımının artışına katkıda bulunmaktadır. Sanal etkileşimler, depresyon altında olan ve yüksek iletişim korkusuna sahip olan bireylerin ruh sağlıklarının daha pozitif olmasına yardımcı olabilmektedir.

Gençlerin sanal ilişkileri artarken, gerçek ilişkilerinin zayıfladığı, aile üyeleriyle bile etkileşimin azaldığı, giderek gerçekliği kaybetme, toplum dışına itilme ve yalnızlaşma riski ile karşı karşıya oldukları da düşünülmektedir. Her ne kadar ismi sosyal olsa da, uzakları yakınlaştırsa da gençleri yalnızlaştırmaktadır. Sınıf arkadaşı, okul arkadaşı, mahalle arkadaşı, ev arkadaşı, asker arkadaşı… Bu arkadaşlıkların listesini eskiden uzatmak mümkündü ama artık değil, çünkü gençler şimdi yüz yüze iletişim kurmaktan kaçmakta ve sanal alemdeki arkadaşlıklar daha çok tercih edilmektedir.

Gerçek hayatta arkadaşlıklar kurmakta zorlanan, düşük özgüven ve yüksek iletişim korkusuna sahip bireyler veya özellikle karşı cinsten arkadaşlarla birlikte olmanın toplum ve ailesi tarafından hoş karşılanmaması nedeniyle problem yaşayan gençler, iletişim ve sosyalleşme ihtiyaçlarını sanal ilişkiler yoluyla karşılamaktadır. Sosyal mekanlar bu tip özelliklere sahip bireyler için insanlarla iletişim kurmanın işlevsel bir alternatifi olabilir. Ancak bu yolla gerçek hayatta da sürdürülen arkadaşlıkların kurulmasına ya da internet evlilikleri gibi ilişkilere şahit olunmakla birlikte, sanal ilişkiler sonucu dolandırıcılık, oltalama saldırıları, suiistimal, yasa dışı davranışa zorlanma, ekonomik olarak sömürülme, gasp, kavga, ölüm gibi olayların yaşandığına da sıkça tanık olunmaktadır. Dolayısıyla internet gençliğinin, giderek gerçek hayat yerine sanal alemdeki güvensiz, sahte, kurmaca ve aldatıcı sanal ilişki ve yaşantılara yöneldiği gözlenmektedir.

Bugün internet gençliği, sanal ortamda çok değişik imkanlardan yararlandığı gibi, bu hayali dünyada hiç tanımadığı kişilerle mahrem duygular ve kişisel bilgiler dahil olmak üzere pek çok şeyi de paylaşmaktadır. En yakınları yerine, duygu ve düşüncelerini hiç tanımadığı kişilerle paylaşmak, gençlerin mahremiyet duygusunun oluşumunu engellemektedir.

Gençler, kimlik ve kişilik kazanma sürecinde deneyim kazanma, entelektüel birikime ulaşma, tutum ve karakter geliştirme ve geleceğe hazırlanmada internetten oldukça etkilenecektir. Bu etkilenme, olumlu yönlerden olabileceği gibi, olumsuz tarzda da gerçekleşebilir. Çünkü internet gençliği, sanal dünyada oldukça savunmasız ve her türlü etkiye açık bir pozisyonda bulunmaktadır.

Yetişkinler tarafından yeterince anlaşılamadıklarını ve seslerini yeterince duyuramadıklarını ifade eden gençler, internet sayesinde bu problemlerin üstesinden de büyük ölçüde gelebilirler. İnternet, demokratik amaçlara hizmet etmeye uygun yapısıyla her kesimden insan için olduğu gibi, gençlik için de kendini ifade etme, sesini duyurma ve kendini gerçekleştirme platformu hüviyetindedir. Bu ortamda, farklı fikirlerin sergilenmesi, anlamlı ve amaçlı tepkilerin ortaya konması, her türlü haklı talebin dile getirilmesi ya da kimlik inşasına dönük girişimlerin desteklenmesi de söz konusu olabilmektedir.

Gençler, sanal alanı eğlence içinde tercih etmektedir. Sosyal mesafe maalesef günümüz şartlarında hayatımıza giren yeni kavramlardan biri. Gençlerin sosyal izolasyon sürecinde bile sanal eğlencelerini devam ettirdiği görülmektedir.

Sanal alandaki video, müzik, oyun ortamları gençliğin tüketim nesnesi haline gelmiştir. Bunun dışında gençliğin maceraya atılıp, para kazanıp, alışveriş, e-ticaret yaptığı, satın aldıkları ürünler ile ilgili yaşadıkları deneyimleri paylaşır hale geldikleri yegane yerler yine dijital ortamlardır. Zaman sınırlamasının olmaması nedeniyle sanal kartlar üzerinden bu rutinleri yerine getirmek mümkündür.

Boş zaman etkinlikleri günümüzün en önemli konuları arasında yer almakla birlikte, özellikle çarpık kentleşme sonucu daralan kent mekanları nedeniyle bu tür etkinlikleri gerçekleştirecek alanlar her geçen gün daha da azalmaktadır. Bu durum, gençlerin okuldan ve zorunlu ihtiyaçların karşılanmasından arta kalan zamanlarını değerlendirme olanaklarını sınırlandırmaktadır. Diğer yandan haz ve eğlenceyi yücelten popüler kültür ve medyada gençlerin hayata anlam kazandıracak etkinliklerden uzaklaşmalarına netice vermektedir. Eğitim kurumlarının da gençlere yeterince ideal kazandıramaması ve geleceğe dair beklentilerinin karşılanmayacağı kaygısı gençleri büsbütün amaçsız hale getirmektedir. Dolayısıyla, belirli bir amacı, ideali ve zamanını dolduracak anlamlı bir işi olmayan gençlik sıkıntıdan kurtulmak amacıyla oyalanacak oyun, eğlence türünden etkinliklere yönelecektir. İnternet ortamı, bünyesinde barındırdığı bu türden sayısız öğe ile cazip hale gelmektedir.

Günümüz gençliğinin bir özelliği de fazla kitap okumaması, sosyal ve kültürel etkinliklere pek rağbet etmemesidir. Bu durum, gelişim ve eğitim sürecinin önemli çağlarında olan genç kitlenin geleceği adına olumsuz sonuçlar doğuracaktır. Bilişim toplumunun temel unsurlarından olan internetin, önemli katkılarına rağmen kitabın gerekliliğini ortadan kaldıracağı söylenemez

Gençliğin topluma uyumu, geleceğe hazırlanması ve kimliğini bulup kendini ifade edebilmesinde sosyal ve kültürel etkinliklere katılım oldukça önemli bir işlev görmektedir. Genel olarak öne çıkan sosyal ve kültürel etkinlikler arasında seminer, konferans, panel, sergi vb. katılma, sinemaya gitme, tiyatroya gitme, günlük gazeteleri takip etme ve kitap, dergi okuma gibi etkinlikler sayılabilir. Tercih edilen etkinlik türü ve etkinliklere katılım düzeyi, katılımcıların sosyal ve kültürel yapıları hakkında da fikir vermektedir. Oysa internet gençliğinin sosyal ve kültürel etkinliklere katılımının çok iyi bir düzeyde olduğu söylenemez.

Gençlerin algı dünyalarında kendini belirgin olarak hissettiren önemli olgulardan biri de evrensel vatandaş olma hissidir. Zira gençler, ülke sınırlarını hatta il sınırlarını aşmamış olsa da internet aracılığıyla dünyanın önüne serilebileceğinin, sınır ötesi iletişim ve ilişkiler kurabileceğinin ve farklı ülkelerden, farklı kültür ve medeniyetlerden insanlarla arkadaşlık kurabileceğinin, en azından onlarla sanal ortamda ortak birtakım paylaşımlar yapabileceğinin bilincindedir.

Sanal dünya gençleri özgürleştirmektedir. Gençler cinselliği merak ettikçe internette ayrıntılı bir araştırma içine girmektedir. Cinsellik tarih boyunca merak edilen, merak edilmesine rağmen bir sır gibi saklanan, günümüzde dahi konuşulmayan ve paylaşılmayan bir konu olmuştur. Eskiden bu bilgilere ulaşmak zor olsa da günümüz teknolojisi ve internetin yaygınlaşmasıyla, bilgiye anında ulaşma ve paylaşma gibi faktörler devreye girmiştir. İnternet aracılığıyla yapılan temassız arzu alışverişi, teknolojik gelişmelere paralel olarak katlanarak artmaktadır. İlişkinin verdiği sorumluluktan ya da bağlanmaktan kaçmak, bazen de yalnızca doğal bir içgüdü olan cinsel ihtiyacı karşılamak isteyenler için sanal dünya biçilmiş kaftan. Özellikle kendini ortaya koyma ve gerçekleştirmede zorluklar yaşayan kişiler, sanal ortamın sağladığı görünmezlik duvarları sayesinde kendilerini daha rahat ifade edebilmektedir. İnternet ve medya araçlarının yaygınlaşmasıyla cinselliğe duyulan sonsuz merak giderilse de; bu durum cinsel işlev bozukluğu vakalarını git gide arttırmaktadır.

Günümüz koşullarında gençlik her türlü amaçlarının ve tercihlerinin karşılanmasında ve sorunlarının giderilmesinde bu araçlara giderek bağımlılık kazanmaktadır. Bağımlı gençler günün önemli bir kısmını, bazen ise tamamını sanal ortamda geçirmektedir. Sanal ya da davranışsal bağımlılıklarda depresyon ve içe dönüklük oranının daha yüksek olduğu bilimsel bir gerçektir. Bilinçli kullanıldığında sayısız avantaj sağlayan internet, diğer yönüyle de bağımlılık riskini ve bağımlılıkla birlikte gelebilecek tehlikeleri ve alışkanlıkları bünyesinde taşımaktadır.

Yaşamın her alanında olduğu gibi, sanal alanda yarar ve sakıncalar içermektedir. Gençlerin varlığı sadece sanal ortamda ise bunun sorgulanması gerekir. Bu ortamda dikkat edilmesi gereken şeylerin en başında; gençlerin sanal alanı kullanım sıklığını ve amacını, bunun yaşamına olumlu ve olumsuz etkilerini gözlemlemek, gerçek hayatta geçerli olan ahlaki ve toplumsal kurallara sanal dünyada da uymak, sanal alanı etik bir çerçevede kullanmak, güvenilir olan bilgi ve görüntüleri, aldatıcı ve gerçek olmayanlardan ayırt edebilmek ve en önemlisi bilinçli birer dijital vatandaş olmak gelmektedir.